Posts tagged with "Aziz Isa Elkun Biography"

Uygur şair Aziz İsa Elkün: Kırım Tatarları ile Uygurlar Türk dünyasının iki kanayan yarasıdır

Haber Giriş Tarihi: 31.10.2025 10:46
Haber Güncellenme Tarihi: 31.10.2025 11:04
Kaynak: Haber Merkezi

Uygur Türkü İnsan hakları savunucusu, şair, yazar ve akademisyen Aziz İsa Elkün, sürgün hayatını, şiirle kurduğu bağı ve Uygur edebiyatının direniş mirasını QHA’ya verdiği özel röportajda anlattı.


Uygur Türkü şair, yazar ve akademisyen Aziz İsa Elkün, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda, sürgündeki yaşamını, edebi kimliğini ve Çin’in Uygur halkına karşı yürüttüğü soykırım politikalarına karşı kültürel direniş mücadelesini anlattı. Elkün, Kırım Tatarları ile Uygurlar arasındaki tarihî ve kültürel paralelliklere dikkat çekerek, her iki halkın da baskıya maruz kaldığını vurguladı. Londra’da 20 yılı aşkın süredir sürgünde yaşayan Elkün, vatan özleminin hem acılarının hem de ilhamının kaynağı olduğunu kaydetti.

“ŞİİRLERİMDE TAKLAMAKAN ÇÖLÜ BENİM MÜREKKEBİMDİR”

Doğu Türkistan’ın edebî kimliğinde büyük bir etkiye sahip olduğunu kaydeden Aziz İsa Elkün, “Şiirlerimde Taklamakan Çölü benim mürekkebimdir; kum ise dizelerime dönüşür. Onlar olmadan yazmam mümkün değildir. Bu kökleri, yeryüzünde hiçbir güç söküp atamaz. Taklamakan var oldukça, ben de şair olarak var olmaya devam edeceğim. Biz Uygurlar, binlerce yıldır bu çölün kalbinde yaşadık. Bu kumların altında kadim uygarlıklarımızın izleri saklıdır. Benim görevim, şiir aracılığıyla o ölümsüz ruhu yeniden diriltmektir. Birçok ulusal edebiyat gibi, Uygur şiiri de toprakla iç içedir; Tarım Havzası, uçsuz bucaksız çöller ve Tanrı Dağları… Bu coğrafyalar kültürümüzün can damarıdır; hayal gücümüzü, direncimizi ve aidiyet duygumuzu şekillendirir.” ifadelerini kullandı.

“ÖZLEM HEM ACIMIN KAYNAĞI HEM DE İLHAMIMIN TEMELİDİR”

“Sürgün” kelimesinin kendisi için “ebedî özlem”le eş anlamlı olduğunu kaydeden şair, “Sürgünde geçirdiğim her yıl, hasret duygumu daha da derinleştiriyor. Bu özlem hem acımın kaynağı hem de ilhamımın temelidir. Bu anlamda şiir benim için bir tür ilaçtır diyebilirim; acımı hafifletmenin ve halkımın ortak yarasını tüm dünyayla paylaşmanın bir yoludur. Sürgünde yazmak kolay değildir. Londra’da yirmi yılı aşkın süredir yaşarken, kaçınılmaz olarak İngiliz kültürünün bazı yönlerini benimsedim. Artık bir zamanlar ilk şiirlerime ilham veren Türkistan’daki vahalar ve çöl rüzgârlarından uzağım. Fakat bu uzaklık, yeni bir yaratıcı sentezin doğmasına da vesile oldu: Şiirim artık iki dünyayı birleştiriyor; Uygur duygusunu, İngilizce okur tarafından da anlaşılabilen evrensel insanî deneyimlerle harmanlıyor. Şair olarak iç dünyam değişti ama özlemimin özü aynı kaldı.” diye konuştu.

Read More

A Uyghur Tale: A Story of Apricot Trees

Published by Bitter Winter Magazine on 21 June /2024

For an exiled poet, an apricot tree in London is a way of remembering his father and his youth in East Turkestan (China. Xinjiang).

by Aziz Isa Elkun
Edited by Ruth Ingram


Aziz Isa Elkun, UK-based exiled Uyghur poet in his London garden with a three year old apricot tree he has nurtured from a sapling to remind him of home.

One of my strongest childhood memories was following my father around our family orchard and closely watching him as he tended the trees. I helped him plant apricots from the age of six or seven. Our family owned a large tract of land in Xinjiang (also known as East Turkestan) north of the Tarim River, (south of Shayar County), the principal water source of the Tarim Basin that sweeps from the Karakoram Mountains in the West across the northern edge of the Taklimakan Desert to Lop Nur in the East.

My father had set his heart on growing a family orchard. I remember there being no water for the small apricot saplings after we planted them and I would follow my father, carrying a little bucket to bring water from the lake in the village to help the apricot and other trees grow.

I learned how to plant, graft, and look after fruit trees. We had one of the largest and most unique orchards in our neighbourhood. Everyone admired my father’s dedication as he struggled to grow fruit trees in the dry desert climate. He collected fruit trees for our garden from far and wide; even as far as Kucha, 65 kilometers to the north, and brought them home to grow. We had fig, pomegranate, apricot, pear, apple, peach, and hundred-meter-long vine trellises.

Read More